.:: 3K Kavimler Kapısı - Turneler - İstanbul Turnesi (Haziran 2006) ::.
| ENGLISH |
| ANASAYFA | BİZ KİMİZ | OYUNLARIMIZ | TURNELER | WORKSHOPLAR | OYUNCULARIMIZ |
| GAZETELERDE BİZ | HABERLER | LİNKLER | ZİYARETÇİ DEFTERİ |
             
             

İSTANBUL TURNESİ ( 7 - 8 HAZİRAN 2006) 

            Ve işte beklenen İstanbul Turnesi kapımızı çalıyor. Uluslararası İstanbul Tünel Festivali için cümbür cemaat yollara koyuluyoruz. Ellerde kazanlar, darbukalar, kostümler, ağır aksak İstiklal Caddesi’nde yürüyoruz çevremize bakınarak. Tünel İşhanı’nın 5. katında Ludwig’in kafe tadındaki mekanına varıyoruz. Bir yanda Haliç, Galata, denizde bir ileri bir geri vapurlar. İstanbul semalarına cami kubbeleri yükseliyor. Kalabalık sesler sarmış dört yanı, tarihi mekanları sarmalamış. Festival için dünyanın dört bir yanından  sanatçılar gelmiş. Palyaçolar, dansçılar, fotoğraf sanatçıları, ressamlar, tiyatrocular, müzisyenler… Teksas’tan, California’dan, Güney Amerika’dan, İspanya’dan, Senegal’den, Amsterdam’dan, Türkiye’den… Onlarla hep beraber İstiklal Caddesi’nde yürürken yabancı bir ülkenin sokaklarında gibiyiz sanki. Ben kendimi öyle hissediyorum en azından.

            Her neyse, simit – peynir tadı damaklarımızda, üzerimizde gümüş kostümlerimiz, ellerimizde darbuka ve kazanlarımız, gelen geçenin şaşkın bakışları arasında yürüyor ve oyun oynayacak yer buluyoruz kendimize. Seyirci önünde makyajlarımızı yapıp önce “Pygmalion”u oynuyoruz. Ardından da “Pırtlatan Bal”a geçiyor, bayağı iyi tepkilerle tamamlıyoruz ilk günü. Ve bir sürü de ünlü insan görerek. Bizim çocuklar bir oraya zıplıyorlar bir buraya. Bir o ünlüden bahsediyorlar bir bu ünlüden. Anlatacak şeyler biriktiriyorlar kendilerine.

            2. gün şöyle bir turluyoruz yine İstiklal’i. Galata Kulesi’nin yanından Galata Köprüsü’ne, Eminönü'ndeki Yeni Camii’den Mısır Çarşısı’na, oradan da Unkapanı’na. Unkapanı’nda bir kanun hocasının mekanını ziyaret edip Kalan Müzik’e gidiyoruz. Bizi büyük bir zevkle karşılıyorlar. 1909 model bir plak çalardan Safiye Ayla’nın Sarı Kurdele şarkısını dinliyoruz taş plaktan. Bizlere bir sürü cd veriyorlar, tangolar, kantolar, Erkan Oğur’un albümleri, Dertli Divani’ler, Tahtacı müzikleri, Davut Sularî, Safiye Ayla cdleri daha neler neler. Karaburun’daki atölyemizin arşivine ekliyoruz onları. Unkapanı Köprüsü’nden Ludwig’in kafesine gidiyor, giyinip tekrar oyunlarımızı oynuyoruz. Bu arada da yağmur inceden inceye atıyor kendisini üstümüze. René’nin palyaço figürüyle, Victor’un gonisi ve cembesiyle birlikte çalıp söylüyor, rap yapıyoruz sokaklarda. Ve İstanbul halkının da eşliğiyle oyunları büyük bir coşkuyla oynuyoruz. Oyun bitiminde Gülbeyaz’ın yaptığı İtalyan yemeğini yiyip önce festivalin kapanışını yapıyoruz, ardından da eşyaları yüklenip dönüş yoluna koyuluyoruz. Ardımızda bırakıyoruz kalabalık İstanbul sokaklarını. Işık, gürültü, hengame…

            Sonuçta aklımızda neşeli anılar kalıyor. Ünlülerle sokak ortasında ayaküstü yapılan sohbetler, “Pırtlatan Bal”da tam Nine’den bahsedilirken elinde bastonu, başında eşarbıyla bir ninenin sahnenin ortasından geçmesi, tanışılan yepyeni insanlar ve birbirimizi daha iyi tanımak adına atılan yeni adımlar. Bir İstanbul Turnesi de işte böyle bitti. Daha nice turnelerde hep birlikte olabilmek umuduyla…

                                                                                                           Arzu SÖĞÜT

                                                                                                         9 Haziran 2006

 
 
Fotoğraflar için buraya tıklayınız.

 


3K Kavimler Kapısı ® 2006